Pazartesi, Aralık 17, 2012

bu-uz


yalan entarilerle
sohbete çıkar
insanlar. 

entarisi yoktu...


e. 17 Aralık 2012

mahzen

mahzendesin...

gördüğün rüya nasıl, güzel mi?


e.
17 Aralık 2012

sni kndine bırakma

edimleri yalan da , güzelse gülümselemeleri
de, acı içinde güzel, diye gelmişler...
Aptallar! O hikayeyi, Tanrı çizdi.
benim ki, verilmiş rol sahipliği.

bir ozana, bir el, zehir gibi dili, derse
kalp yarası o, dile geçmiş de,
bil günah gelmiştir gülmek, yaşamak,
gerçeğe, yalanla öyle kast etme. 

kanda fokurdayan iltihap gibi, 
kör gülümsemeleri, sıcak, içli,
olmadı diye üzülüp gitme,
"yalnızlık öldürmez, 
ölene dek varsın".

Yaklaşıma bakar çözmek dünyayı
İster yapar, ister kaçarsın.
Bırakma yapabilirsen
sen seni kendine 

öldürdüğün, 
yaşattığın
aynı adamdır.


e.
17 Aralık 2012

.

ikiye böldün dünyayı
sessizlik,sana kalsın.


17 Aralık 2012

sndn

içinden
geçmeyenin
adı
hayat
olmaz.

rüya
olur.

bırak,
geçsin.

senden 
geçen 
var 
olur.

sn
d
ondn
geç-
er
sin.


e.
17 Aralık 2012

Cuma, Kasım 02, 2012

başka bir ölü için (ağıt)

burnunun içine de toprak geldiğini bildiğim 
için
boğulmasını düşünememeye çalışarak başında 
bekledim.

Gitmezsem, ölmeyecekmiş gibiydi…

Bana sormadılar, alırken diye.

Gidersem, ölecekmiş gibiydi. 

Öldü dedikleri için
toprağın altında
boğulan biri.
  
o ben değilim.
o ben değilim.

hava bak hala üzerimdeki.

katlanmayı, hissedememeye eskisi gibi
öğrendim.

Günler bir şekilde geçti.

Günlerin "bu kadar" acıttığını
bilir miydim?

Uyu(a)rsam,
her şey geçecekti.
.
Uyumayı denedim.

Sonra, odama bir Azrail geldi.

Koşup anneme baktım,
"HALA YERİNDE Mİ?"

"Sokağa pijamanla mı çıktın?"

Annem, ölmemiş!?
Annem ölmemiş...

Peki, o zaman Azrail 
bu kez 
kimin için geldi?



evrim gürel
sessizbulut
(kimse kırılmasın, herkes iyi olsun, kimse ölmesin, kimse öldürülmesin)
2 Kasım 2012

Perşembe, Ekim 25, 2012

tlfn

tüm tuşlar yerinde
brda bn
orda sen

yaşayanlardanız hem de

mezarlığı arama niyetinde değilsen...

aradım bn...

açılmadı...

tüm tuşlar yerinde

burda bn
orda sen
menü Türkçe

hayatta kalanlar içinde

aklımda izi olanlar var

bir yastık, ısrarla eski bir cep,

bir yorgan, altında ben,
aciz, teraddütte

aklımda bir gemi, bir uçak, 

10 tuşla geçilemeyen
duygusal (t)uzaklar var.

belki ölsem.


mezarlıkla konuşmayı

birden herkes isteyecek.

belki, ölsem.


yaşıyorum bereket.

beklemek gerek,

bazı anlayışlara

daha zaman var.


evrim/sessizbulut

25 Ekim 2012, bayram.

SVŞ



bir ülke var. öteki ülkelerin, soğuk savaş stratejistleri tarafından yönetiliyor.

ve bu ülkenin içinde, çevrelerindeki "fikir liderleri" tarafından yönetilenler var.

her insan, beyin çerçevesi ve içindeki bükümleri işletebildiği kadardır.

iyi bilmek Tanrı tarafından sistem kurulurken yasaklanmış.

"istek, güç ve korku" diye engeller konmuş ileri gidersek.

...

insanlar, yani çevrende gördüğün ve yüksek idealler uğruna -savaş tüccarlarını memnun ederek onların mallarıyla, bazı ülkelerin stratejistlerinin boş zamanlarında çizdikleri yolları bilerek / bilmeyerek takip ederek" -yüksek idealler uğruna savaştığını sanan insanlar... 

..."hayatı sadece nefes alıp vermek kadar basit alan insanların becerebildiği" o yüce şeyi becermekten aciz -beklentisiz ve egosuz yaşamak- dünyayı istek ve amaçları için yok ediyor.

 ...

görülebiliyor mu herhangi biri tarafından?

(hayır!)

o halde, konuşmak ve yazmak da boş.

bir orospu çocuğunun, bir kadın yazarına saldırısını sözlerle dahi engelleyemeyecek kadar taraflı ve boş kafalı bir kalabalık... öteki olmayı suçlarken, kendileri öteki olmak üzere öbeklenmiş bir kalabalık içinde olduğumu bilmiyordum...

...

ne yazıldığını anlamak istiyorum. sanki her şey ortada öylece dolanmak ve hiçbir şey söylememek ve iki tarafa da yaslanmak için kurulmuş.

...

dünyadasın. 

ayağının altında toprak ve su var.

ya toprağına sahip çıkıp suyunu iyi kullanırsın ya da suda boğulup topraksız kalırsın.

...

sistem, Tanrı idaresi kadar güçlü bir "bireysel insani kendine geliş" oluşmadıkça 
ve silah tüccarları öldürülmedikçe düzelmeyecek.

belki o zaman, ormana gidip ayıları ve yaban domuzlarını da vurmayacağız.
ama birbirimizi de öldürecek silahlarımız olmayacak.

...

biliyor musun, iş yüz yüze dövüşmeye gelince, dövüşmek isteyen insan sayısı ne kadar azalır?
ben kadınım. hayatta ilk öğrendiğim şey bu.

erkeklerin yüzde doksanı korkaktır.

bu yüzden taraf seçer ve taraf olurlar.

bu yüzden, çocuklar onların karnında büyümez.

bir toprak var. toprağın çocuklarından bir kısmı kör, bencil ve alıngan. beyinlerinde, kendi kendilerine halletmeleri gereken bir iç savaşı, aşamadıkları iç duvarlar yüzünden, istek ve kıskançlıkları ile dışa taşıyorlar. çok yakınlarında oyuncakçılar var, savaş oyuncakları ve dünyayı pisleten aptal ideoloji masalları dolu kitaplar satıyor.

bana da satmışlardı, hepsini emeklemeden okudum!

ölmeyi emredenler, silah tüccarları ve onların ekmeklerine "kendi boktan egolarını yüce görmek için kitlelere masallar, hikayeler, politikalar" uydurarak yağ süren... fikir üreticileri.



bu dünya "öl emri verenler, ülke orduları, ülke teröristleri, ülke politikacıları ve kendini idealist sanan, ego mastrübasyonlarıyla dünyayı sikmek isteyen zavallı ruhlu adamların kitaplar dolusu cümleleri ve cilalı manifestoları arasında" şerefli ve DOĞRU!!! olduğunu düşündüğün bir seçim yaparak düzelmez.


barış ancak, tek bir insanın, kendi içinde, basit düşünmeye başlaması, beklentisiz olması, başkalarını ele geçirmek, etkilemek, yönetmek gibi isteklerden tümüyle kurtulmayı öğrenmesi ve dünya hayatı boyunca nefes alıp vermekten başka bir şey istememesi...

...ve sadece kendini dinlemesi ile gelir.

...

Bir başkasının sözlerine, öteki başkalarının sözlerini yeğleyerek, kendi dünyanda barış yapamazsın.

çünkü insanlar öbekleşirler.

ve öbekler, çarpışır.

önce silah tüccarlarını ve sonra onlardan silah almayı seçenleri ... yok et.

tabi eğer, kendi içinde, kendi zihninde seni kemiren seni öldürebilirsen.

...

BAK GÖRDÜN MÜ? İNSAN KARMAŞIK YAZINCA, KARŞIDAKİ BİR ŞEY ANLAMIYOR.

..

neyi söylediğini net olarak ifade etmeye yetecek ... cesaretin varsa, öyle söyle.

çünkü n dmk isdğn anlaşılmadı.


dağda ya da orduda.... bu ülkenin, kendi olmayı becerememiş, ödlek erkeklerinden de onları, sevgi dolu ödleklikleriyle besleyen annelerinden de zaman zaman nefret ediyorum.

sizin kendini ve hayatını kaybetmek korkularınız arasında dünya yok oluyor

"bir kadın için, bir toprak için, bir ideal için kendinizi kaybetmekten korkarken siz.... "... barış yok oluyor. bunlardan yine de korkmanız anlaşılabilir.


kendinizi yeniden var etmekten korkmasanız sadece... zaten başka hiç bir şeyden korkmaya gerek de kalmazdı.



evrim/sszblt

sadece yazdım, okuyup imla hatalarını düzeltecek vakit yok. imlasız kalsın.

22 Eylül 2012'de Borges Defteri grubuna gndrlmşt.

Çarşamba, Ekim 10, 2012

Savaşa Hayır / No War!

I want you
to know:

I am one of them, 
who do not 
and will never
approve your despotism,
your violence, 
your hate
and your war

for any reason and
at anywhere in this
world.


Dünyanın 
her hangi bir yerinde,
herhangi bir sebeple 

zorbalığınızı,
şiddetinizi,
nefretinizi
ve savaşınızı
onaylamayan
ve asla onaylamayacak olanlardan
biri de benim.

Bilmenizi isterim.


11 Ekim 2012 / Sessizbulut - evrim




lütfen, kalbinizle duyun...


Salı, Ağustos 14, 2012

somebody

kalan zihin


affet bni, dönmediği için ayaklarım hiç arkasını sana
susup, kocaman, kimseyi suçlamayan bir kalple durduklarında

ne kendimi, ne seni yok etmeliydim

bir orta olmalı, ararsak bulabiliriz.

öyle çk şy oldu ki'lerde misin sen de bnm gb dünde?
ve hayat şimdi senin için de 
son yıllarda, dengesiz bir iç 
ve kurallarla örülmüş bir dış 
akış içinde savrulup gitmiş gibi mi?

inan öyle değil.

içinden hayat geçen doğrular 
seçimdir.

evo.
sadece kendimi durdurabilirim.

e.

kdr gecesi duam.

Cuma, Mayıs 04, 2012

Hasta Güneş, Doktor Yeşil Yapraklar

bugün hasta güneş,
doktor yeşil yapraklar.


ama şarkılar var.
http://www.yaziliproje.com/beser/


evrim
4 Mayıs 2012

Ayşepaprika'ya - Anne Doğa -


yumuşacık ruhları ellerinde gibi suyun,
kumsal, çakıl taşı, ne bulursa deniz,
okşuyor, sabahı en erken, en tazesinde...


köpekler, geniş, yeşil bir araziden geçince,
çıplak ayakları, selamlar bilge doğurgan toprak
sonra koyunlarda sıra, işte, kent dışı basit hayat
ve akıl dışı, bir anne adı Ayşe ve 12 köpek peşinde
güneşten sonra 6 ve 30 daha, her sabah, her gün,
hep aynı saatte...


entarisi rahat kadın, saçları öyle
ruhu özgür, rüzgar saygılı, 
kolay mı 12 köpeğin, 8 kedinin, 
kuşların, arıların kalbi her daim, 
tasmasız peşinde...


küçük sarı saçlarını 5 yaşında
dalgalandırmış o ilk deli rüzgar
başka canlıları ve doğayı da 
böyle sev diye...


annesi gibi doğanın, sevgisini 
anlamaz kimse insan ya onlar her neyse. 


Şamanlar, bitkiler, yeşiller,  
hayvanlar, canlılar gökler
tanır onu, karşılar her sabah
sevgili ruhunu çalı, çırpı, börtü, böcek
gökle, denizle...


doğdu o bugün, yarın, dün
umarım uzundur çok günleri,
umarım, değişmez asla.
dilerim sağlıklı yaşar.




yoksa, köpekler, deniz,
bitkiler, kuşlar, kirpiler, 
baykuş, kediler, kardeşim, babam ve ben
ne yapar?




evrim
şaman soylu anne babamdan, şaman soylu hayvan dostu anneme, şaman dilinde.

Portakal

bugün, elimde, bir-az
mavim var ama kırmızıya çalan.
Onunki* gibi (:)) acı mavim 
kırık kırmızım... yerine
koyamam.


(Je n'ai que l'orange!)


sadece portakalım* var.


ilk sahibi öldü ve
korkuyorum başlamaktan
onunla...




evrim


* 1- Picasso'nun lafı: "Mavim yoksa, kırmızı koyarım (resme/hayata) -Quand je n'ai pas de bleu, je mets du rouge-"
    2- Şarkı "Her şey 2 portakalla başladı" Çağatay Çağalı, şarkı sözüne.

Perşembe, Mayıs 03, 2012

Tavsiye'nin şiiri


Birine garezin mi var?


                                   Bırak onu...


Kendin için yaşa.






evrim

tutul'un şiiri


tutulsun, dilin sevgiyle!


bulur bir yolunu
-merak etme-
ışık, aydınlatır.




...-şimdilik
her şey karanlık- 










evrim
3 Mayıs 2012

anlarsın'ın şiiri...








...anlarsın.






evrim.
3 Mayıs 2012

Yalan Hikayesi'nin Şiiri



2 ibne, 1 tabanca
bir genç kız,
bir kadın orospu.

"Bu kadın niye öldü?

mermiler ölmeden girmiş
bedenine, tabancaya da 
ulaşmadan önce
el ilen....
neşterle açılmış
her 3 delik de...

2 göz yaşı,
1 kalp, 
1 ölü beden.

"dürüstlük, 
incelik 
ve sevgi 
istiyormuş!"


evrim.

Tokofobi



insan bazı günlere, ölü doğar.


mort fetusun kucağında kararır
o taptaze sabah...
güneş, bahar, yeşil, 
ölü bir beyinde fazla yaşamaz.




evrim



sakince susalım



çağırmaya kalkmayalım,

sözlerimizle, kalbimizle bağlayamadığımız birini.
ve kırmayalım, hiç dilimizle, 
kalpten sevemediğimizi...

sevilmemek onun haliyse,
sevmemek suçu bizimdir.

taksimatları düzgün yapmalı.
takdisler de önemli...

kimi kutsadığını,
kimi böldüğünü
aklı bir kalbin 
hep bilmeli.
hiç biri işe yaramaz
diyorsak...

korkmayalım.
en güzeli, der hocam
beklentisizlik...

sakince susalım.


değil mi?

evrim
4 Mayıs 2012

basit olsun şiiri


ölüm basit olsun.

susunca, biri
söz gelimi.

basit olursa, her "şey"e 
kat-la-na / bilirim.


evrim
4 Mayıs 2012


basit olsun.

ölüm basit olsun.


susunca biri...
ölmüş olsun,
söz gelimi.


ya da gitmiş.


çağırmaya kalkmayalım,
sözlerimizle, kalbimizle bağlayamadığımız birini.


ve kırmayalım, hiç dilimizle, 
kalpten sevemediğimizi...


sevilmemek onun hali, 
sevmemek suçu bizimdir.


taksimatları düzgün yapmalı.
takdisler de önemli...




basit olsun hayat da,
nefes aldım, nefes verdim gibi.


ve basit olsun şiirimin dili.
bilirim, ötekiler, o eskiler, o yeniler,
o cafcaflılar, akıl süsleri olmadan
bir dizeye şiir diyemezler.


basit olsun benimki.
kendini kelime süsünde sevmeyi unutsun.
desin, kısaca, çocukça
söyleyeceğini...


çocuklar anlasın,
büyükler çözmesin
yeter, derim.




ölüm basit olursa,
her şeye katlanabilirim.


(ve şimdi bu akşamki üzüntü şiirlerinin asıl hallerini sırf meraklısı için yazıcam, notunu şiir sanmasın diye kendi)


evrim
4 Mayıs 2012

Yalan Hikayesi

2 gay, 1 tabanca
bir genç kız,
bir kadın orospu.


benzini bitmiş bir araba, 
bir ara yol...
bir de polis copu. 


Üçü sağlam,
biri ceset.
cesedin kalbi
ve ciğerleri
yalancı mermi dolu.


"Bu kadın niye öldü?


mermiler, sokulmuş,
neşterle açılan
göz yaşı deliklerinden, 
ve kalpten bedene doğru.


3 kişinin azabı,
birinin ölümü.




ne ben anlatayım,
ne sen sor.
birinin akıl oyunu,
bazılarının günlük
hayat yolu.


e.

anlarsın

biri, en zor gününde,
dalga geçer acınla ölüme,
kör olan görmez. 
maksadı bilmez.


sen, anlarsın.


birinden inceden 
yiyince fitneyi büyüyü,
o abdal kör olur.
ışık kir çözer.
sen, şaşarsın.


yüzüne bakınca,
tüm aydınlıkla kötünün
nefreti mavi boyar, 
kırmızıyı kin ve yanaklar.
anlarsın.


atıp tutarken biri,
bilmeye tüm niyetleri
görmez ya, önünde döneni 
suç onun değil dersin
yapanın, iki yüz hilesi.


susar, umut eder,
yıkılır...




...anlarsın.




evrim.
3 Mayıs 2012