Cuma, Aralık 30, 2011

2012

"Erkenci..."




evrim - sessizbulut
30 Aralık 2011

Pazartesi, Aralık 12, 2011

Pazar, Aralık 11, 2011

Ters Çocuklar

Ters çocuklar vardır.
Ters ve asi. 
Ruhları sorgucu,
Harfleri karışık,
Mizaçları aksi…

Bir iki ders ve kötekle
Onları öyle, eğitemezsin.

Ters çocuklar vardır.
Yorgun ve deli,
Akıllarını bilgi denen mengenede
Ezip, öğütemezsin.

Ters çocuklar vardır,
Ders çocuklarına çok terstir halleri.
Gerçek dışına itaat etmezler.
Ezber ve nasihatle 
Baş edemezsin.

Ters çocuklar vardır,
Gözleriyle görür
Kulaklarıyla duyar,
Dilleriyle biçerler.

Aşk kadar adalet için de 
Atan kalplerini,
Riya ile kör edemezsin...

Ters çocuklar vardır,
Ters bedenlerinin içindeki
Ters ruhlarıyla dünyaya gelir,
Yılmadan ebedi bir
İyilik nöbetinde can verirler.

Ezelden, öğretilmiş gibi… 

Hiç için yaşayıp,
Hiç için ölür gibi...

Deneme, bilemezsin.



evrim
sessizbulut
11 Aralık 2011

Cumartesi, Aralık 10, 2011

Gitmeden...

...dinlemek istediklerim:


Michael Nyman, "An eye for optical theory".


Çağatay Çağalı http://www.cagataycagali.com/, "Kader, Kağıt Hücre, Özledim, Ben Beklerim, Mühür ve Denk Şarkı".




dinleyemeden gittiysem, ara sıra başucumda tınlaması iyi olabilir...




evrim gürel
sessizbulut

Pazartesi, Kasım 28, 2011

DERİN

öyle hissedersin, derin...
sonra, bir tükürürler 
üzerine...


kendine gelirsin.




evrim
sessizbulut


28 Kasım 2011
(kocaman ilahi bir kırıkla kırılmayı bilmiş, kalplerinin manzarası değişmiş olanlara...)

Cumartesi, Kasım 12, 2011

işe yarar mı?



Gelsem Narlıdere'ye...
sabaha karşı...
"wake'i' çalsam başucunda
kurallara aykırı..
duyup, gelir misin?
işe yarar mı?


saldırsam tüm gücümle,
Tanrı'ya karşı...
sersem mezarına  
tüm damarları
çıkar mısın o delikten
seni tıktıkları?



gelebilir misin...
işe yarar mı...


evrim
12 Kasım 2011

Cumartesi, Ekim 22, 2011

Helal Olsun



en yakınından
haksız ve izinsiz
içini deşip
seni katledendir,
bıçak...


evrim
22 Ekim 2011


Cumartesi, Ekim 08, 2011

Nasılsa Öldü Şefika!

Görmezsiniz Olur Biter,  Nasılsa Öldü Şefika!

Ben onu tanıyorum. O beni, ben onu... Başka kimsenin kimseyi tanıyamayacağı, anlayamayacağı kadar...

Biz susar ve ölürüz. Diğerleri konuşur. Kavganın ve kinin nedeni önemli değildir. Başkalarına bunu yapanlar, barışı ve sevgiyi bilmezler. Görmek istemedikleri bir iç donanım hataları yüzünden portakallı ördek de koysanız tabaklarına, memnuniyetsiz ve kızgındırlar, nedensizce  öç almak isterler. 


Dünyadaki her şeyin onların istediği gibi olması gerektiğini sanırlar. Ve herkesin dediklerini yapmasını isterler.  Bağırmak, vurmak, kırmak, bıçaklamak, öldürmek, saldırmak isterler. Siz, o an oradan geçiverseniz de onlar için uygundur... Yakınlık dereceniz sizi korumaz. Eş, çocuk, kanka fark etmez... Onlara uymazsanız, dediklerini dinlemez ve kendiniz olursanız, hele hele kendiniz olmak için, kendinize doğru 1 adım atar, 1 cümle söylerseniz, 40 yıllık dostunuz, eşiniz, anneniz babanız, kardeşiniz olsalar düşman olur cana kıyarlar. Öyledir, onların hayata yaklaşımları. O yüzden var bu dünyadaki tüm o işeyaramaz tapınaklar. Onlar uyum sağlayamadıkları için kesin onlar Tanrıdır ve siz kul. 

Şefika öldürüldü. Karşısındaki insanın, insana dönüşeceğine inanarak, kendi merhametiyle. Ona döndü, onu döven "eşinin" sonradan iyi niyetli olabileceğine bininci defa kandı. Başkalarını kendisi gibi insan sanmaktı hatası. 

Herkes Şefika'nın son fotoğrafından konuştu, Fatih Altaylı'yı, gazeteyi suçladılar. Oysa, bu dünyada ilk kez birileri, Şefika'dan taraf oldu...Onu anlattı. Acısını tüm çıplaklığıyla gösterdi. 

Yo, bakmayalım. Tanık olmayalım. Huzurumuz bozulmasın, her koyun kendi bacağından asılır, her kadın da... Sıra bize hiç gelmeyebilir, susup köşemizde duralım. Kahvaltımızı böyle berbat görüntülerle bozup iştahımızı kapatmayalım. Kendi köşelerinde sessizce ölsünler onlar.  

O fotoğrafta sorun yok.  Sorun sizin dert çekmek, dert görmek istemeyen, kendine yalan söylemek isteyen beyninizde...

Şefika'nın fotoğrafını hiç görmeseydiniz ne fark ederdi? Gözünüzün önünde, arka sokağınızda olsaydı ne fark ederdi o olay? Engel olur muydunuz?

Hiçbiriniz araya girmeyecekti... Hiç kimse korumayacaktı... Hiç kimse o adamı durdurmaya çalışmayacaktı...
Hatta, yardım istese, acile gitmek için belki 10 Lira taksi parası o gece sizden, kapınızı pencerenizi kapatacaktınız. Statusquo...

"Konturum yok, sorunlarım çok diye işten çıkardılar, taksi için telefon edebilir miyim sizden?" deseydi, içeri almayacaktınız. 


"Arabanızla beni götürür müsünüz acile?" demeyen dilinin suskun nezaketini duymazdınız...
"Beni korur musunuz en yakınımdakilerden?" diye haykırmayan dilinin nezaketini fark etmezdiniz...
Belki bir abisi vardı uzakta. O da duymazdı. Dinlemezdi. Önemsemezdi. Bana ne Şefika, derdi. Birileri öyle demiş ki, gidecek tek yeri sığınma eviymiş, besbelli!

O kadın, gözünüzün önünde 3 boyutlu LIVE bıçaklansaydı, siz yine yüzünüzü döner, susardınız.

Şimdi de manşetine susun! Görmezden gelin. 

Şefika yine kendi kendine, kendi evinin mutfağında, kendi mutfağının bıçağıyla sessizce ölsün.

Ama durun, belki de sorun Şefika'dadır. Belki de onun, insanlara inancı ve iyi niyeti yüzünden bir psikoloğa ihtiyacı vardır. Ya da Fatih'in. Her evde yaşanan ve her gün bin kere göz ardı edilen bir gerçeği sizin gözünüze cesaretle o soktu. Kesin tedaviye ihtiyacı vardır...

Evrim Gürel
8 Ekim 2011

(HaberTürk, Fatih Altaylı, Arkadan bıçaklanan Şefika haberi ile ilgili)


(istisnalar kaideyi bozmaz. Kalpleri ve gözleri açık iyi insanları tenzih ederim)

Perşembe, Eylül 01, 2011

Dangerous (M.J. and JGT R.I.P.)

hiç bir ressam kendine yazmaz
ve hiç bir şair kendine çizmez.

Tanrı'nındır tüm hikaye,
Bana sunulan tek hak,
kendime "yazıyla çizmek".


ve bir gün ölmeden hemen önce
kesersem kulağı ya da şahı
başkaları için iyi olabilir

DE.


Evrim
19 Temmuz - 1 Eylül 2011
"Düzgün cümleler kurmam gerektiğini kim söylüyorsa ona"

uzay amirinden duyurulur

"tası tarağı toplayıp
at ile aya çıkamayacağın bir dünyadasın.
ama Ay satılık, çok çalışırsan
alırsın..."

ister delir, ister al.
söyledim, bndn günah gitti
bye.

Evrim
1 Eylül 2011

bridge

bende iyi niyet
güneşli bir deniz manzarası
ve aydınlık gökyüzü
var...

sen de ne var?




evrim
1 Eylül 2011
(Bugünler sosyal paylaşım günleri dostum!'dan)

işt,o kdr

ben bu dünyayı bilmem. 
kendi dünyamı bilirim.

işte, o kadar.


evrim
1 Eylül 2011

susalım

bir şey söylersem
sen de söylersin
ve gürültüsü
dokunur dünyaya.

yok eder sevgiyi
içimizdeki deniz
bilmez ki uygun bir dil
incitir onu
insanlar ve dünya.

en iyisi
git ve uzak dur.
özümüzden emin
sukutla sevelim
birbirimizi ve hiç
konuşmayalım.

susalım.



evrim
1 Eylül 2011

ve biz

zaman geçiyordu
ve biz duruyorduk.
bir şey bilmiyorduk.

kördük, görmüyorduk.

zaman geçiyordu.

işini hep düzgün yapan zaman.
nerden almışsa
ilahi bilgiyi,
kararlı ve emin
gidiyordu.

ve biz tepemizde
boynuzlar
öylece
bakıyorduk.



trrrr raa ha hım ha!

evrim

1 Eylül 2011
Büyükçekmece - Balkon

Salı, Temmuz 19, 2011

anlamı yoktu

bugün 8 şiir yazdım
ve aslında tüm bunların
hiç bir anlamı yoktu.


evrim 
19 Temmuz 2011

garip biri



garip biriymişim
garip biriymişim
garip
biriymişim


sen de garip olabilir misin
kendin gibi,
bir gün benimle?




evrim
19 Temmuz 2011

3 takipçime - yaşarken-



3 kişi
izliyormuş beni,
açık bir pencereden


dışarlıksı bir his gelip
kalbime doldu.
heyecan mı bu?


kendi kendime
"okuyordum".

amn Tnrm
bn şmd okunuyrm!

(Oysa blrsn snn b marifteler! snn herşy)

hey kendine gel.
anlamı yok ki bunun.
övülen şey,
Tanrı'nın başına koyduğu
hastalıklı bir yetenek.

öldürüldüğün an
dirilebilirsen eğer,
işte, o hareket
her övgüye
değer.



...

evrim
19 Temmuz 2011

slmzsn

aynı şeyse.
silemezsin.


evrim
19 Temmuz 2011

boğuluyorum

zihnimde boğuluyorum.


bunca kusmuk içinde
akciğerlerimde değil,
zihnimde.






evrim
19 Temmuz 2011

aynı şey olur

anlamazsın.
anladığımla
kalmazsın.


buna acım çok ağır.
acım, durumdan ağır.
acıyı sevmem
.
aklıma gelen 
tüm o ihtimaller
i
h
t
i
m
a
l
l
e
r
muhtelifken


bilirsin.
fark etmez
yorum.


fark etmez bahane.
olacağını bulur.


şaşırtmaz kimse


hep aynıdır
hep aynı...


hep
aynı şey 
olur.


evrim
19 Temmuz 2011

hasenhaben

bir şiir yazabilirim
her gün.


bir şiir yazabilirsin
her gün.


yazabilirim,
yazabilirsin


yazmışım
yazmışsın.


ben sen
sen ben


ha ben
ha sen




ne fark olur?




evrim
19 Temmuz 2011

yeni kayıt

yeni bir kayıt
girebilirim.
hayata,
yeni bir şey 
verebilirim.


vermeyebilirim.


umursamayabilirim.


yine de şike yapın
siz yine...
meclisi toplayın,
gezegen kendini
bir şey sansın
hayatın içinde
dümen işte,
düşmesin
her akşam
benim gibi
ruh dibine!


dşp ölmsn
arızalı
bir ruhun
aşk
dilin(d)e




evrim
19 Temmuz 2011

derin düşünce?

"ben kimim?"i 
boş-ver.
yanıtı bilemezsin.


"oyna-ma" dediğin
o disiplinli
açık ve öz zihninle,
bir bakmışsın,
bilmek ihtirasının
baş köseşine
kıç yukarı
yapışıvermiş-in?


hayır, bu duruşu
en doğru ışıkta,
en sırlı aynada
en model halinde 
bile hatasız 
prova edemezsin.


sigortası yok
hiç bir poliçe
bu işe garanti 
vermez.
sen bu dünyada
o hatanın bedelini
ödeyemezsin.

"ben kimim?" de 
soru mu? 

asıl soru;
varlıkla yokluk 
arasındaki insanın,
dünyanın en büyük kibirine
bilmek hastalıklı inancıyla 
gönüllü askılık edişidir
de!?

bir askılığın, 
içine ebediyen 
kontrolsuz
düşeyazdığı
o her şeyi
hiçten doğuran
boşluğa
bu ukelalığı 
da
ne?

asıl soru;
ey askılık
sen o bilmeyi 
neden istersin?

cidden, bilmeli misin?


bilmekle
ilgilenmeyi
kesmeye 
ne dersin?

düşününce, 
senin en yüksek
bilgin bu hayatı
taşıya-bilmekte.


bilmek bir askılığın
nece haddine?

evrim
19 Temmuz 2011

Pazartesi, Temmuz 18, 2011

ikile

Bu kapıda
çaresiz,
kalabalık
boşuna bekleriz.


Tanrı, 
kadim sırrı,
insan eline
verir mi?


acı hatmetmeden 
dil şeker
bilir mi?


hediyeyse
beklentin
veya sır...


"ikile"


...yok efendim!




evrim
18 Temmuz 2011 

umrumda değil

bir ölüyü
kanla yıka .


dirilir mi?


ve dünya
artık
...






18 Temmuz 2011
evrim